Çin-ABD rekabeti: Dünya Şi-Trump zirvesine kilitlendi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ABD’ye resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirecek.
ABD Başkanı Donald Trump, özel bir saygı göstergesi olarak konuğunu Washington’ın güneydoğusundaki Joint Base Andrews askeri havalimanında bizzat karşılamayı planlıyor. ABD Başkanı’nın yabancı bir devlet ya da hükümet başkanını bizzat havalimanında karşılaması son derece nadir görülen bir durum.
İki liderin Perşembe günü için Beyaz Saray’da bir araya gelmesi öngörülüyor. Görüşmede ticaret ilişkileri, İran savaşı ve yapay zeka konularının ele alınması bekleniyor. Trump, Şi onuruna ayrıca bir devlet yemeği düzenleneceğini de duyurdu.
Ağustos 2025’te Trump, benzer bir jesti Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için yapmış, Ukrayna savaşına ilişkin görüşmeler için Alaska eyaletindeki Anchorage’da bir askeri havalimanında karşılamıştı.
Ekonomik diyalog çabaları
Şi ile Trump arasındaki zirve Almanya ve Avrupa’da da yakından takip ediliyor. Geçen hafta Alman ve Çinli iş insanları Düsseldorf’ta bir ekonomi diyaloğu kapsamında bir araya geldi. Katılımcılar panelde Çin ve Avrupa’daki pazarlama stratejilerini, ticareti ve yatırımları ele aldı. Ancak kahve molasında gündemde olmayan başka bir konu öne çıktı: ABD ile Çin arasındaki ticaret anlaşmazlığı.
ABD ile Çin arasındaki müzakereler, Donald Trump’ın Mayıs ortasında Pekin’e yaptığı kısa ziyaretin ardından da somut bir sonuç vermedi. Herkes meselenin yalnızca mal ve hizmetlerin ithalatı ve ihracatı ya da bilançodaki rakamlardan ibaret olmadığının farkında. Dünyanın en büyük ve ikinci büyük ekonomisi arasındaki bu anlaşmazlığın küresel siyasi bir boyutu var.
Adının açıklanmasını istemeyen Çinli bir katılımcı,”Çin ekonomisi zayıf. Şirketler işleri konusunda endişeli ve acilen dış pazarlara açılmak zorundalar” diyor. Kendisi onlarca yıl boyunca Çinli bir kamu şirketinin Düsseldorf’taki Avrupa şubesini yönetti.
ABD ve Avrupa Birliği (AB) genelindeki piyasa düzenlemelerinin artık aynı ölçüde katı ve ayrım gözetmeyen bir hale geldiğini, bunda ideolojik nedenlerin de rol oynadığını belirtiyor:
“ABD ile Çin arasındaki anlaşmazlık sürdüğü müddetçe AB’nin kendi çıkarlarına aykırı biçimde bizimle iş birliği yapmaya pek yanaşacağını sanmıyorum.”

Ekonomiden yapay zekaya ve jeopolitik ittifaklara uzanan ABD-Çin rekabeti son yıllarda daha da sertleşti. Bu mücadele dünyada yeni bloklaşmaları da tetikliyor.Fotoğraf: DW
Çin: AB sadece ABD’nin peşine takılıyor
Bunun tipik örneklerinden biri elektrikli araçlar. AB, elektrikli araçlara hızlı bir geçiş sağlamayı ve karayolu trafiğinden kaynaklanan CO2 emisyonlarını önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Ancak AB, yüksek devlet sübvansiyonlarının Çinli üreticilere rekabet avantajı sağladığını düşündüğü için Çin’den gelen uygun fiyatlı elektrikli otomobillere ek vergi uyguluyor. Çin ise bunu reddediyor. Alman otomobil üreticileri VW ve BMW, Çin’in misilleme önlemleri nedeniyle satış kaybı yaşanabileceği gerekçesiyle ek gümrük vergilerine karşı çıkıyor. Mercedes ise aceleci bir uygulamaya karşı uyarıyor.
ABD’nin tutumu daha da katı. ABD Başkanı Donald Trump, AB üyesi İrlanda’ya yaptığı ziyaretin ardından Eylül ortasında, “Sıfır Çin elektrikli otomobili” sloganını yineledi ve şu açıklamayı yaptı:
“Avrupa bundan çok zarar görüyor. Yüzde 100 ila 150’lik gümrük vergileriyle Çin otomobillerini şimdiye kadar dışarıda tuttum.”
Avrupa’da ABD ile transatlantik ortaklık ile Çin’le ilişkiler arasında bir denge kurulmaya çalışılıyor. ABD’nin şu anda NATO çerçevesinde Avrupa’nın güvenliğinin garantörü olduğu açık. Ancak Avrupa açısından hem Çin hem de ABD şu sıralar zorlu ortaklar olarak görülüyor.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ikinci “Çin şoku”nun Avrupa’ya çoktan ulaştığını söyledi. İlk Çin şoku, 25 yıl önce Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasıyla, uygun fiyatlı “Made in China” (Çin malı) ürünlerin dünya pazarlarına akın etmesiyle ortaya çıkmıştı. İkinci Çin şoku ise Çin’in teknolojik ilerlemesinden ve örneğin batarya teknolojisi ya da iletişim alanlarında öncü konuma gelen sanayisinden kaynaklanıyor.
Von der Leyen 2026 Birliğin Durumu konuşmasında, şu ifadeleri kullandı:
“Bunun sonuçlarını Birliğimizin dört bir yanında insanlarda ve fabrikalarda görüyoruz. Bu, Avrupa’nın sanayi merkezlerinin sanayisizleşmesine yol açıyor. Bu kabul edilemez.”
Von der Leyen, şu anda günde yaklaşık bir milyar euro olan Çin’le ticaret açığını ABD gibi dengelemek ve Çin’den gelen kritik ham maddelere bağımlılığı azaltmak istediklerini yineledi: “Sözler iyidir ama eylemler daha iyidir”
Bu, Pekin’e yönelik bir meydan okuma, aynı zamanda Washington’a bir davetti.
Çin Sosyal Bilimler Akademisi (CASS) bünyesindeki Çin-Almanya İşbirliği Merkezi Direktörü Yang Xiepu, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin sürekli tırmandığı bir ortamda ABD, müttefiklerini teknoloji, tedarik zincirleri ve güvenlik alanlarında Çin’e yönelik kısıtlamaları sürekli sıkılaştırmaya zorluyor.”

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa’yı Çin’e ekonomik bağımlılığını azaltmaya çağırıyor.Fotoğraf: Yves Herman/REUTERS
Uzlaşılmış görüş ayrılıkları
ABD ile Çin yine de ortak bir çizgide uzlaşabilseydi dünyamız nasıl görünürdü? İki ülke siyaset ve ideoloji bakımından ne kadar farklı olursa olsun, yerleşik bir güç ile yükselen bir güç arasındaki rekabet kaçınılmaz olarak çatışma ve savaşlarla mı sonuçlanmak zorunda? Yunan filozof ve tarihçi Tukididis, bu sonucu 2 bin 500 yıl önce yükselen deniz gücü Atina ile yerleşik kara gücü Sparta arasındaki savaştan çıkarmıştı.
Pekin ile Washington, her zaman rakibini geride bırakma hedefiyle birçok alanda rekabet ediyor. Yüksek teknoloji sektöründe ABD yönetimi yüksek performanslı çiplerin Çin’e ihracatını yasaklıyor. Çin ise yarı iletken üretimi için vazgeçilmez olan nadir toprak elementlerinin ihracatını kısıtlıyor. Çin, yapay zeka için küresel bir tüzük girişimi başlattı. Trump, rekabette avantaj sağlayabilmek için kuralların gevşetilmesinden yana. Yapay zeka sektörünün önde gelen isimleri ise biraz daha yavaş ilerlemek istiyor. Ayrıca iki ülke de 1972’de Ay’a yapılan son insanlı inişten bu yana yeni insanlı Ay görevleri üzerinde yoğun biçimde çalışıyor.
ABD Başkanı Trump, Şi Cinping’in Beyaz Saray ziyaretiyle ilgili olarak, “Her şeyi konuşacağız” dedi. Bir uzlaşmaya varılıp varılamayacağı ise belirsizliğini koruyor. Trump, Kasım ayındaki kritik ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti’nin devlet yönetimindeki sorumluluk bilincini göstermek istiyor. Zorlu ortaklara büyük miktarlarda Amerikan ürünü de satabileceğini göstermek istiyor; örneğin Çinli havayolu şirketlerine Boeing uçakları satmak istiyor. Buna ilişkin bir anlaşma aylardır Beyaz Saray’da görüşülüyor ancak henüz bir satın alma sözleşmesi imzalanmadı. ABD Başkanı kendinden emin bir şekilde, “Her şeyi satarım” dedi.
ABD’de Cumhuriyetçilere ekonomi konusunda yetkinlik atfediliyor ancak kamuoyu yoklamalarında muhalefetteki Demokrat Parti’nin gerisinde bulunuyorlar. Trump’ın ara seçimlerden sonra Kongre’nin her iki kanadındaki çoğunluğu kaybetmesi halinde, görev süresinin kalan iki yılında yönetiminin işi belirgin biçimde zorlaşacak.
Peki Şi onun seçim yardımcısı olacak ve Amerikan Boeingleri, fasulyesi ve sığır eti sipariş edecek mi?
Berlin merkezli Çin düşünce kuruluşu MERICS’in Direktörü Mikko Huotari, “Pekin’de Çin ile ABD’nin öngörülebilir gelecekte birbirlerini dengelemeye devam edecekleri varsayılıyor” diyor:
“Zaten tam olarak böyle davranıyorlar. Şi’nin Washington’da bir atılıma değil, zamana ihtiyacı var. Aynısı Washington için de geçerli. Stratejik bir kilitlenme söz konusu.”

Donald Trump, Çin’le gerilime rağmen Amerikan ürünlerinin satışını artırmak istiyor. Gündemde Çinli havayollarına Boeing uçaklarının satışı da var.Fotoğraf: Kylie Cooper/REUTERS
Kanada cesaretleniyor
Büyük güçlerin ekonomik entegrasyonu bir silah, gümrük vergilerini ise baskı aracı olarak kullandığını Kanada bizzat yaşayarak gördü. Kanada Başbakanı Mark Carney, daha Ocak 2026’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda, “Eski dünya düzeni sona erdi, ardından yas tutmak zorunda değiliz” demişti. Hükümeti, ABD’nin özel gümrük vergilerini defalarca artırmasına karşılık Ağustos sonunda ABD’den ithal edilen çelik, mobilya ve peynire özel gümrük vergileri getirdi.
Carney ülkesini “orta ölçekli bir güç” olarak tanımladı:
“Büyük güçler, şartları dayatmalarını sağlayan pazar büyüklüğüne, askeri kapasiteye ve nüfuza sahip. Orta ölçekli güçlerde bunlar yok. Ancak hegemon bir güçle ikili müzakere yürüttüğümüzde bunu zayıf bir konumdan yapıyoruz. Bize dayatılanı kabul ediyor ve kimin daha fazla taviz vereceği konusunda yarışıyoruz. Bu egemenlik değildir.”
Carney, Washington’a açık bir mesaj vererek birlikte hareket etme çağrısında bulundu:
“Müzakere masasında değilsek, menüdeyiz.”

Kanada Başbakanı Mark Carney, büyük güçler arasındaki rekabette orta ölçekli ülkelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini savunuyor.Fotoğraf: Chris Tanouye/REUTERS
Carney 2026’nın başında Çin’i ziyaret ederek “yeni dönemde stratejik ortaklık” konusunda anlaşmaya vardı. Ottawa bunun ardından Çin’den ithal edilen elektrikli otomobillere uygulanan gümrük vergisini yüzde 100’den yüzde 6,1’e düşürdü. Kota yılda 49 bin araç olarak belirlendi.
Geçen hafta AB, Kanada hükümetine “AB ile ortak üyelik” önerisinde bulundu. Carney öneriye ilgi gösterdi. Trump ise fikri “gülünç” olarak nitelendirerek yeniden gümrük vergisi tehdidinde bulundu:
“Bunu yaparlarsa ve ben bunu en ufak ölçüde bile düşmanca bir eylem olarak değerlendirirsem, Avrupa ile ticareti durduracağım.”
MERICS Direktörü Huotari’ye göre Çin, ABD’nin müttefiklerine, “daha doğrusu kırılgan müttefiklerine” yönelik yeni bir cazibe atağı başlattı. Eylül ortasında Hindistan’da BRICS Zirvesi düzenlendi. Şi de zirveye katıldı. Kırgızistan’daki Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nde de yer aldı. Çin, Kasım ayında G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.
“Şi, katılımıyla bu yeni oluşum için avantaj sağlamaya çalışıyor. Bu yeni bir gelişme,” diyen Kanada Başbakanı Carney bu yeni diplomasi biçimini “değişken geometri” olarak tanımlıyor: “Ortak değerler ve çıkarlar temelinde farklı konular için farklı ittifaklar.”
Kanada Başbakanı, Kasım ayında G20 Zirvesi için Şenzen’e gidecek. Cerney, orada sadece menüde olmayacak; bizzat masada oturacak.








